rüyamda
gece 11 gibi bizim mahalledeki kırtasiyeye(?) gidiyorum mürekkep almaya. kırtasiyeden eve dönerken hemen köşede melikeyi gördüm. elinde koca bi çanta bi yere gidiyor. nereye gidiyosun bu saatte ve bizim burda ? dedim, izmite gidiyorum, babam buraya bıraktı dedi :) kızım delimisin bu saatte izmit mi olur, yürü bize gidiyoruz bizde kalıyosun ve sabah gidiyosun izmite dedim. bu gülmeye başladı :) ehe ehe geliim mi ya dedi. gel tabi manyak dedim :) kol kola girip bize gittik.
the end.
bu oldu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bu oldu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
e. allen poe ?
demin enteresan bişey oldu :)
gothic edebiyatın kralı edgar allen poe'nun romanından uyarlanmış HOUSE OF USHER isimli 1960 yapımı filmi indirmiştim. cd'ye yazmak için sağ tıklayıp filmin boyutuna baktım. filmin boyutu tam olarak 666 MB :) POE öteki taraftan bana küçük latifeler yapıyor sanırım...:)
gothic edebiyatın kralı edgar allen poe'nun romanından uyarlanmış HOUSE OF USHER isimli 1960 yapımı filmi indirmiştim. cd'ye yazmak için sağ tıklayıp filmin boyutuna baktım. filmin boyutu tam olarak 666 MB :) POE öteki taraftan bana küçük latifeler yapıyor sanırım...:)
montla sıç şükrü abi
aşağıdaki yazı, arkadaşım çemçük (melike) tarafından yazılmış olup, tamamı gerçektir.
sevgili gunluk..
bu haftasonu dershanenin birinde gozetmen olarak calistim..kazandigim parayla kredi kartimin bi kismini yatiririm diye dusunurken bi anda kendimi ulus pazarinda buldum..hava kararmisti ve aksam pazari hesabi hersey daha da bi ucuzlasmisti..corabim yoktu corap alim ayy bu sallar da pek guzelmis ee hadi bunu da alim o ne kadar bu kaca 5 lira versem olmaz mi derken kazandigim paranin bi kismini harcayiverdim..(kac param oldugunu solemicem ki bereketi kacmasin:) ama yinede huzurluydum cunku hepsini birden yememistim..derkenn tezgahin birinde recaizadenin araba sewdasindan bile daha sevdali oldugum ve aylardir alamadigim siyah montun aynisini gordum hemde 20 ytl ye...hemen atladim monta ama bi anda bisey oldu..sanki ben ben deildim..sumsuk bi kadin bi anlik dalginligimdan yaralanip adamin bnm icin getirdigi montu kapti elimden..ki bilenler bilir bu bana yapilacak bi hareket deildi:) we yine ben ben olmaktan cikip o kadina cemkirmek yerine sessizce kadinin montu giymesini izledim..ve sonra merakli gozlerle kadinin montu megenmemesini diledim...ama sevgili god father dileklerimi kabul etmedi ve mont avuclarimin arasindan suzulup gitti..ve bianda kafama dank etti..o mont benim olmaliydi.. hemen tezgahtaki amcaya baska mont olup olmadigini sordum ve cevabim hayir olunca yikildim..ama pes etmek yoktu..omrumde hic boyle pasif kalmamistim ve acisini cikartmaliydim..O MONT BENIM OLACAKTI..adama dakikada 6789bin kelimeyle o montu ne kadar cok sitedigimi anlatmaya calistim..sanirim pek bi basarili olmusum ki 10dk onceki tezgahtar simdilerin sukru abisi istanbula gidecegini ve aksama tekrar izmite donecegini donerkende bana ayni monttan getirebilecegini soyledi...uctum..telefonlarimizi aldik..ewe dondum..sukru abiden telefon bekliyorum...aksam 10 oldu abim aradi ama kotu haber hala istanbuldaymis ve izmite cok gec gelicekmis..olsun dedim persembe gunleride tezgah aciyomus nede olsa oraya giderim..yine sozlestik ve persembe gununu iple cektim..sinaw stresinden cok mont stresi ceker oldum.. ve beklenen gun geldi catti..buarada diger kizlarida costurdum 20 milyona mont var diye onlarda bnmle birlikte seferber oldular..persembe gunu butun kizlar toplandik ve pazara gittik..minibuste dedim sukru abiye bi msj atim nolur nolmaz...abi sagolsun cevap veriyo ama istedigim cevap bu degil..havalar sogukmus diye acmamis tezgah..bu kadari da yeterdi artik..bi mont icin bu kadar da gurursuz olunamazdi..bi anda aklima psilik yapmak geldi ve sukru abime soyle bi msj attim..
sukru abi montla sic...anlamismidir bilmiyorum ama bana kizmadigi asikar..cunku bu sabah cok gusel bi msjla uyandirdi cukru abim ki msj aynen su sekilde turk dil kurumuna inat yazilmistir..
berhaba abijim ben sukru abin..eyer burdeysen pazardayim yanliz uzun ciftlikteyim..istedigin bontlar geldi (james bond) gelebilirsen gelirsin abijim tamam....
Etiketler:
biraz da gülelim,
bu oldu,
hayatlar
nezahat fun club
dün akşam eve geldiğimde annem boynunu büküp kabahat işlemiş çocuk edasıyla mutfağa kaçtı.
yanına gittim. bi tabak aldım,yaptığı bamyadan koydum ve yemeye başladım. yüzüme hala aynı ifadeyle bakıyodu. "hadi sor" der gibiydi. sabırsızlanmıştı. bi süre onu öyle beklettikten sonra "anne,hadi anlat" dedim.
"ben çok kötü bişey yaptım" dedi.
ne olur ne olmaz diye çatalı kaşığı masaya bıraktım. suyumdan bi yudum aldım ve dinlemeye koyuldum.
"canım tatlı istemişti. akşam çayla yerim diye tatlı sinyallerimi geri çevirdim. dolayısıyla "IQ" seviyem düştü. aptal gibi oldum. kapı çaldı. gelen genç,temiz yüzlü bi çocuktu. öğrenciyim dedi. harçlığımı çıkarmak için kapı kapı dolaşıp şu elimde görmüş olduğunuz ürünleri satıyorum dedi. IQ seviyem düşük olduğundan dolayı algılayamadım. ürünlere baktım. lazer epilasyon aleti satıyordu. artık lazer epilasyon merkezlerine para dökmenize gerek kalmadı. işte bu aletle evinizde lazer teknolojisini kullanarak istenmeyen tüylerden kurtulabilirsiniz dedi. üstelik saç düzleştirici hediyeli dedi. hummm dedim. ver bakalım dedim. 60 milyon istedi. üstelik param da yoktu. çocuğu iki dakka bekletip gidip karşıdaki bankamatikten çektim getirdim. tüm bunlar olurken mantığım içerlerde bi yerde olup biteni izliyordu. ama müdahale etmiyordu....çocuk parayı alıp gidince oturdum yaptığım aşureden yedim bi kase. o bitti, yavaş yavaş ne yaptığımı anlamaya başladım. bu sefer naciye hanımın getirdiği aşureyi de yedim. artık ne yaptığımı iyice anlamıştım... ben bunu nasıl yaptım deniz? nasıl..."
annem bir hafta önce apartmanda yönetici olmak için adaylığını koymaya karar verdi. yönetici seçilirse yapacağı ilk şeyin içeri giren seyyar satıcıları engellemek olduğunu söylemişti. aynı annem, dün , kapıya gelen bir seyyar satıcıdan (hatta satıcı demeyelim dolandırıcı) aslında olmayan bir teknoloji ürünü aldı. evde kullanılan lazer epilasyon aleti...
tüm bu düşünceler bir iki saniyede film şeridi gibi aklımdan geçerken annem bi sigara yaktı. hala aynı ifadeyle bakıyordu."anne sana inanamıyorum" dedim. "60 milyona kaç tane sigara alırdık" dedim. "sorma " dedi.. "üüü üüü " diye sesler çıkarmaya başladı. "nerde o aldıkların?" dedim. "odanda yatağın üstüne koydum" dedi.
yılların bankacısı, uyanık ve de makul derecede cimri annem, kapıya gelen bir dolandırıcı tarafından aslında gerçekte olmayan bir teknoloji ürünüyle kandırılarak dolandırılmış,üstüne matikten para çekip dolandırıcıya sunmuştu. bununla da yetinmemiş, aldığı ürünleri bir daha görmemek için odama atmıştı. inanamıyordum. bamyalar boğazımda kalmıştı. "anne lütfen o şeyleri odamdan al" dedim. "oraya giremem deniz" dedi...
gittim. yatağımın üzerinde hunharca yatan şeylere baktım. biri traş makinesi sesi çıkartan üzerinde tuşları olan garip bi aletti. tuşlara bastım. basılmıyordu. tuşlar sadece dekordu. bu teknoloji harikası, bildiğin oyuncaktı. saç düzleştirici ise boylu boyunca uzanmış masum gibi yatıyordu. onu da inceledim. bu kadar kabzımal bi saç şekillendiricisi olamazdı...
mutfağa geri döndüm. siyah bir poşet aldım. yatağımın üstündeki cesetleri torbaya koyup ağzını sıkıca kapattım. annemin yanına döndüm. "atıyım mı bunları?" dedim. "bana sorma bana sorma...bana gösterme üü üüüüü" dedi. üzerine oturup ayakkabı giydiğimiz pufun içine koydum poşeti.
dünden beri orda duruyorlar. dünden beri kimse pufa oturmuyor... annem "60" sayısını duydunca "üüü" lemeye başlıyor...
yanına gittim. bi tabak aldım,yaptığı bamyadan koydum ve yemeye başladım. yüzüme hala aynı ifadeyle bakıyodu. "hadi sor" der gibiydi. sabırsızlanmıştı. bi süre onu öyle beklettikten sonra "anne,hadi anlat" dedim.
"ben çok kötü bişey yaptım" dedi.
ne olur ne olmaz diye çatalı kaşığı masaya bıraktım. suyumdan bi yudum aldım ve dinlemeye koyuldum.
"canım tatlı istemişti. akşam çayla yerim diye tatlı sinyallerimi geri çevirdim. dolayısıyla "IQ" seviyem düştü. aptal gibi oldum. kapı çaldı. gelen genç,temiz yüzlü bi çocuktu. öğrenciyim dedi. harçlığımı çıkarmak için kapı kapı dolaşıp şu elimde görmüş olduğunuz ürünleri satıyorum dedi. IQ seviyem düşük olduğundan dolayı algılayamadım. ürünlere baktım. lazer epilasyon aleti satıyordu. artık lazer epilasyon merkezlerine para dökmenize gerek kalmadı. işte bu aletle evinizde lazer teknolojisini kullanarak istenmeyen tüylerden kurtulabilirsiniz dedi. üstelik saç düzleştirici hediyeli dedi. hummm dedim. ver bakalım dedim. 60 milyon istedi. üstelik param da yoktu. çocuğu iki dakka bekletip gidip karşıdaki bankamatikten çektim getirdim. tüm bunlar olurken mantığım içerlerde bi yerde olup biteni izliyordu. ama müdahale etmiyordu....çocuk parayı alıp gidince oturdum yaptığım aşureden yedim bi kase. o bitti, yavaş yavaş ne yaptığımı anlamaya başladım. bu sefer naciye hanımın getirdiği aşureyi de yedim. artık ne yaptığımı iyice anlamıştım... ben bunu nasıl yaptım deniz? nasıl..."
annem bir hafta önce apartmanda yönetici olmak için adaylığını koymaya karar verdi. yönetici seçilirse yapacağı ilk şeyin içeri giren seyyar satıcıları engellemek olduğunu söylemişti. aynı annem, dün , kapıya gelen bir seyyar satıcıdan (hatta satıcı demeyelim dolandırıcı) aslında olmayan bir teknoloji ürünü aldı. evde kullanılan lazer epilasyon aleti...
tüm bu düşünceler bir iki saniyede film şeridi gibi aklımdan geçerken annem bi sigara yaktı. hala aynı ifadeyle bakıyordu."anne sana inanamıyorum" dedim. "60 milyona kaç tane sigara alırdık" dedim. "sorma " dedi.. "üüü üüü " diye sesler çıkarmaya başladı. "nerde o aldıkların?" dedim. "odanda yatağın üstüne koydum" dedi.
yılların bankacısı, uyanık ve de makul derecede cimri annem, kapıya gelen bir dolandırıcı tarafından aslında gerçekte olmayan bir teknoloji ürünüyle kandırılarak dolandırılmış,üstüne matikten para çekip dolandırıcıya sunmuştu. bununla da yetinmemiş, aldığı ürünleri bir daha görmemek için odama atmıştı. inanamıyordum. bamyalar boğazımda kalmıştı. "anne lütfen o şeyleri odamdan al" dedim. "oraya giremem deniz" dedi...
gittim. yatağımın üzerinde hunharca yatan şeylere baktım. biri traş makinesi sesi çıkartan üzerinde tuşları olan garip bi aletti. tuşlara bastım. basılmıyordu. tuşlar sadece dekordu. bu teknoloji harikası, bildiğin oyuncaktı. saç düzleştirici ise boylu boyunca uzanmış masum gibi yatıyordu. onu da inceledim. bu kadar kabzımal bi saç şekillendiricisi olamazdı...
mutfağa geri döndüm. siyah bir poşet aldım. yatağımın üstündeki cesetleri torbaya koyup ağzını sıkıca kapattım. annemin yanına döndüm. "atıyım mı bunları?" dedim. "bana sorma bana sorma...bana gösterme üü üüüüü" dedi. üzerine oturup ayakkabı giydiğimiz pufun içine koydum poşeti.
bıdık
bugün yeni bi spor salonuna kaydoldum. eskisi eve baya uzaktı ve akşamları gidemiyordum. şimdiki, evimin hemen önünde.. gittim,çok sevimli bi hoca karşıladı beni. ölçülerimi aldı. boyum 1.61 çıktı ya...yıllardır boyumu ölçmemiştim. ben o kadar bıdıkmıymışım? ... hele kilom. şimdi burda söylemicem çok moralim bozuldu ama bi taraftan sevindirici bi gelişme de olmadı değil . hoca kilomu da ölçtükten sonra bir kaç adım uzaklaşıp beni bi süzdü öteden. bidaha baktı kiloma, bi daha süzdü. "ya" dedi, "1.61 boyla bu kadar kiloyu nerende saklıyosun?" baktı, göbek pek yok. baktı uzaktan baya uzun uzun. düşündü düşündü... yok artık dedi gülümsedi :) moralim yerine geldi valla. demek ki biraz çabayla, biraz azimle 3-4 aylık bi sürede istediğim görünüme ulaşıcam :) varolan kiloları göstermeyen vücudum ; sana şuan küsüm. bi kaç ay sonra,50 kiloya indiğin zaman görüşelim barışalım..
