sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

siyad ödülleri

herkeslere iyi pazarlar dileyerek mevzuya giriyorum. efendim, kahvaltıda televizyon kanallarını dolaşırken bir magazin bülteninde  SİYAD ÖDÜL TÖRENİ'ne denk geldim.Henüz tamamını izleyememiş olsam da, Cem Yılmaz denen soykanın, törenin sunuculuğunu yaptığını görecek kadar izlemiş oldum. tabi program magazin programı olduğu için, cem yılmazın absürd esprilerini izledik bol bol. içim cız etti değerli dostlar.

zeki demirkubuz, yeşim ustaoğlu,reha erdem,derya alabora,atilla dorsay,suzan avcı,türkan şoray gibi (benim için) mühim şahısların bulunduğu bir salonda, oscarvari sululukların yaşanacağı bir hava yaratmak için sulu bir sunucu seçilmiş efenim. cem yılmaz. yahu, cem yılmaz çok iyi bir komedyen olabilir. çok iyi bir stand-up adamı olabilir, çok iyi bir karikatürist olabilir. ama iyi bir sinemacı veya iyi bir sunucu kesinlikle olamaz. cem yılmaz'ın orada işi neydi allaaşkına? siyad kurulu için "ben sizin bulunduğunuz sinemada frigo satarım" demesi, bu gerçeği kendisinin de bildiği anlamına geliyor olsa da, bu, sunuculuk eğitimi alıp yıllarca bu işe emek vermiş ve şuan işsiz olan insanların yerini doldurup onların hak ettiği parayı almasını haklı göstermez. bu cem yılmazı, bu çocuğu şımarttık. sinema ödülleri sahnesine çıkıp (ve yine para kazanmasıyla dalga geçmek için kürkle çıkıp) amatör-profesyonel sinemacılarla dalga geçmesi hiç hoş değildi. yaptığı espriler de ancak cem yılmaz kafasına sahip insanların gülebileceği esprilerdi. bence törenin öneminin içine sıçtı. cem yılmaz, keşke karikatürist olarak kalsaydın....

42. SİYAD Ödülleri
En iyi film: Hayat Var
Yönetmen: Reha Erdem (Hayat Var)
Cahide Sonku en iyi kadın oyuncu: Binnur Kaya (Vavien)
Erkek oyuncu: Nadir Sarıbacak (Uzak İhtimal)
Yardımcı kadın oyuncu: Büşra Pekin (Neşeli Hayat)
Yardımcı erkek oyuncu: Settar Tanrıöğen (Vavien)
Mahmut Tali Öngören en iyi senaryo: Engin Günaydın (Vavien)
Görüntü yönetimi: Florent Herry (Hayat Var)
Müzik: Atilla Özdemiroğlu (Vavien)
Kurgu: Reha Erdem (Hayat Var)
Sanat yönetimi: Elif Taşçıoğlu (Vavien)
Belgesel: 5 No’lu Cezaevi (Çayan Demirel)
Kısa film: Cennette de Ölüm Var (Savaş Baykal)
Ahmet Uluçay umut ödülü: Melih Selçuk
Onur ödülleri: Sezer Sezin, Süleyman Turan, Vedat Türkali
Tuncan Okan emek ödülü: Atilla Dorsay
En iyi yabancı film: Açlık-Hunger (yön: Steve McQueen, ithalatçı: Kuzey Film)
(Kültür Sanat)

20 million miles to earth

ahahaha canavar çok komik bunu izlemeniz lazım :) bilimadamları venüs gezegenine ilk yolculuğu yaparlar ve oradan cenin halinde bir yaratık getirirler. dönüşte kaza yapıp denize düşen roketten sadece bir bilimadamı canlı kurtulur o da, sicilyalı balıkçılar sayesinde:) balıkçının küçük oğlu cenin halindeki yaratığı bulur ve onu bir zooloğa satar :)  zoologun karavanında hızla büyüyen yaratık roma'ya kaçıp COLLEZIUM'u yerle bir eder. çok komik çok....yaratığın güya ciğeri yok ama soluk alıp veriyor :) muhteşemdi...

http://rapidshare.com/files/80856114/20mmte.part1.rar
http://rapidshare.com/files/80867022/20mmte.part2.rar
http://rapidshare.com/files/80868732/20mmte.part3.rar
http://rapidshare.com/files/80871353/20mmte.part4.rar
http://rapidshare.com/files/80879539/20mmte.part5.rar
http://rapidshare.com/files/80886146/20mmte.part6.rar
http://rapidshare.com/files/80889188/20mmte.part7.rar
http://rapidshare.com/files/80890006/20mmte.part8.rar
şifre: ARS

altyazı: http://www.turkcealtyazi.org/sub/45348/20-million-miles-to-earth.html

filmin kapağı : (sağ tıklayıp bilgisayara kaydedince tam boyutunda görünecektir)

e. allen poe ?

demin enteresan bişey oldu :)
gothic edebiyatın kralı edgar allen poe'nun romanından uyarlanmış HOUSE OF USHER isimli 1960 yapımı filmi indirmiştim. cd'ye yazmak için sağ tıklayıp filmin boyutuna baktım. filmin boyutu tam olarak 666 MB :) POE öteki taraftan bana küçük latifeler yapıyor sanırım...:)

Creature from the Black Lagoon (1954)

Türkçeye "kara gölün canavarı" olarak çevrilmiş film. evet eski bir bilim kurgu filmi olduğu için canavarımız, balık kostümü giymiş bir insan. su altında artistik yüzüşler yapıyor. izlemenizi tavsiye ederim. afiyet olsun :)

http://rapidshare.com/files/81992255/cftbl.part1.rar
http://rapidshare.com/files/81998822/cftbl.part2.rar
http://rapidshare.com/files/82003162/cftbl.part3.rar
http://rapidshare.com/files/82007332/cftbl.part4.rar
http://rapidshare.com/files/82011651/cftbl.part5.rar
http://rapidshare.com/files/82038813/cftbl.part6.rar
http://rapidshare.com/files/82043267/cftbl.part7.rar
http://rapidshare.com/files/82044439/cftbl.part8.rar

şifre : ARS

tr altyazı : http://www.turkcealtyazi.org/mov/0046876/creature-from-the-black-lagoon.html

filmin kapağını da buyrunuz :(sağ tıklayıp farklı kaydedince tam boyutu gözüküyor)

the war of the worlds 1953


film muhteşem...zaten hemen her filmin orjinali daha güzel, daha doyurucu oluyor. bugün oturdum izledim. 1953'e göre süper görsel efeklere sahip. Gene barry'nin "herşeyi bilen adam" tiplemesi yine oldukça yerinde :)) Barry filmde sadece meteor bilimcisi ama, herşeyden de anlıyor. Byron Haskin'in filmi THE WAR OF THE WORLDS'ü izlemenizi tavsiye ederim.Aşağıda rapid şifresini verdim. uyumlu altyazı da şu :

http://www.turkcealtyazi.org/mov/0046534/the-war-of-the-worlds.html

http://rapidshare.com/files/71632202/war.of.the.worlds.part1.rar
http://rapidshare.com/files/71635639/war.of.the.worlds.part2.rar
http://rapidshare.com/files/71639016/war.of.the.worlds.part3.rar
http://rapidshare.com/files/71643007/war.of.the.worlds.part4.rar
http://rapidshare.com/files/71647426/war.of.the.worlds.part5.rar
http://rapidshare.com/files/71651374/war.of.the.worlds.part6.rar
http://rapidshare.com/files/71656028/war.of.the.worlds.part7.rar
http://rapidshare.com/files/71628827/war.of.the.worlds.part8.rar

pass : ARS

bu da arşivciler için; filmin dvd olarak kapağı : (not: sağ tıklayıp resmi farklı kaydederseniz resim tam ebatıyla görüntülenecektir.)


Exils (2004) Tony Gatlif






http://rapidshare.com/files/253210540/Exils.part1.rar
http://rapidshare.com/files/253120832/Exils.part2.rar
http://rapidshare.com/files/253138249/Exils.part3.rar
http://rapidshare.com/files/253144013/Exils.part4.rar
http://rapidshare.com/files/253155278/Exils.part5.rar
http://rapidshare.com/files/253181688/Exils.part6.rar
http://rapidshare.com/files/253197540/Exils.part7.rar
http://rapidshare.com/files/253201683/Exils.part8.rar


altyazı :  http://divxplanet.com/sub/m/7058/Exils.html

Gadjo dilo (1998) - Tony Gatlif






 DVDRip
Avi / Codec: XviD (XviD 1.1.0 Final)
1,36 GB (15 Rar = Avi + Spanish Srt.Subs)


http://rapidshare.com/files/140700902/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part01.rar
http://rapidshare.com/files/140701012/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part02.rar
http://rapidshare.com/files/140700701/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part03.rar
http://rapidshare.com/files/140701120/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part04.rar
http://rapidshare.com/files/140701176/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part05.rar
http://rapidshare.com/files/140701158/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part06.rar
http://rapidshare.com/files/140701248/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part07.rar
http://rapidshare.com/files/140701388/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part08.rar
http://rapidshare.com/files/140701270/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part09.rar
http://rapidshare.com/files/140701256/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part10.rar
http://rapidshare.com/files/140701048/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part11.rar
http://rapidshare.com/files/140701372/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part12.rar
http://rapidshare.com/files/140701380/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part13.rar
http://rapidshare.com/files/140701426/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part14.rar
http://rapidshare.com/files/140634195/E.Extrj.Lco._Gdjo.Dlo__Grnxo.part15.rar


altyazı : http://www.turkcealtyazi.org/sub/23398/gadjo-dilo.html

God On Our Side (2005)- Uri Kranot & Michal Pfeffer



7min/Netherlands/English/Color

Picasso’s monumental anti-war painting Guernica inspired animators Michal Pfeffer and Uri Kranot to create this succinct and despairing portrait of the Israeli-Palestinian conflict. Graphically searing, it is a powerful statement on this futile, never-ending cycle of violence.

http://rapidshare.com/files/326914696/God.on.Our.Side.avi

Killing Time at Home (2003)- Neil Coslett




3min/UK/English/Color

With nothing to do in his life, a man sits in his empty house and orders a disposable friend to keep him amused. The friend arrives and is grown and the two have fun, however will it be a permanent arrangement?

http://rapidshare.com/files/327193089/Killing_Time_at_Home_-_Neil_Coslett.mp4

to have and to hold - emily mantell



4min / UK / No Dialogue / Color


"An alternative world based on a companionship fantasy where women take the lead."


http://rapidshare.com/files/327191713/To_Have_And_To_Hold_-_Emily_Mantell.mp4

CHILDHOOD TREE


CHILDHOOD TREE (2009)
Natalya Mirzoyan




 dialog yok.




http://rapidshare.com/files/325270195/derevo.detstva.avi.rar



http://rapidshare.com/files/326192977/Little_Otik.part1.rar
http://rapidshare.com/files/326193024/Little_Otik.part2.rar
http://rapidshare.com/files/326211464/Little_Otik.part3.rar
http://rapidshare.com/files/326216740/Little_Otik.part4.rar
http://rapidshare.com/files/326224572/Little_Otik.part5.rar
http://rapidshare.com/files/326242493/Little_Otik.part6.rar
http://rapidshare.com/files/326251342/Little_Otik.part7.rar


trailer : http://www.youtube.com/watch?v=aF8SSyQi-2c&feature=player_embedded#at=44

çay içiyorum pazar sabahları-2

 

Korova (Cow)(1989)- Aleksandr Petrov

 


 

 

animasyonda dialog olmadığı için altyazı sıkıntımız yok. bol ödüllü güzel bir animasyon.




 

 

 

 

 

http://rapidshare.com/files/326320048/Alexander_Petrov_1989_Korova.avi.part1.rar

http://rapidshare.com/files/326319278/Alexander_Petrov_1989_Korova.avi.part2.rar

çay içiyorum pazar sabahları...




  The Dream of a Ridiculous Man (1992)- Aleksandr Petrov

Animasyonun türkçe altyazısını bulamadım. İngilizce altyazısı anlaşılmayacak kadar zor değil... tavsiye ederim.











 http://rapidshare.com/files/326341043/The.Dream.of.a.Ridiculous.Man.1992.DVDRip.part1.rar

http://rapidshare.com/files/326348402/The.Dream.of.a.Ridiculous.Man.1992.DVDRip.part2.rar








the return of the living dead...

tam bir geri dönüş oldu.

korku filmi sektörüne arkamı döneli 5-6 yıl olmuştur sanırım. piyasada korkuyu adam gibi işleyen film yok dediğimde etraftan gelen yorumlara ve tavsiyelere kulaklarımı kapadım. "aa bak sen şu filmi izlememişsin demekki, hele bi izle uyuyamayacaksın garanti.."  ...  "sana bi film adı söylicem, yaz bak bi kenara ; bunu izle sonra korkmazsan gel yüzüme tükür.".. yahu derdim korkmak değil arkadaşım. hani bi 50 yıl öncesinde yaşıyor olsaydım, teknolojinin bu kadar evrilmediği, korku öğelerinin bu kadar fabrikalaşmadığı dönemlerde, evet hayalgücümle korkuyu birleştirip filmin etkisinde kalabilirdim. ama bugün ulaşılamayacak hemen hiç bir şey kalmadığı için korkulacak pek bir şey de yok. hani belki umutlarım var. "ya ufolar gerçekse? ya bi gün bi uçan daire görürsem" gibi teknolojinin diğer gezegenler hakkında bana net cevaplar veremediği sorularım var. he olur da bir gün uçandaire görürsem ve o an elimde kameram yoksa onu görüntüleyemezsem diye ölümüne korkuyorum. evet bundan korkuyorum. bu yazıyı yazıyor olmamın sebebi de uçandairelerle dolu bir rüyadan yeni uyanmış olmam. saat şuan 12:42. yaklaşık yarım saat önce uçandaireleri videoya alıyordum rüyamda. bak bu güzel. bu pek bilinmeyen bi şey.

korku filmlerinin de bilinmeyene yönelmesi iyidir. beyaz elbise giymiş küçük kızlar heryerde var zaten niye korkiim onlardan. bizim apartmanda da var bi tane. bahçede görüyorum bazen ağzını ayırıp ağlıyo. o zaman tıpkı gore verbinski'nin filmlerindeki kıza benziyo. korkuyorum evet. ama ağlaması bitmicek diye korkuyorum. çok gıcık bi ses.

herneyse efenim. konu dağılmasın. düşündüm taşındım ben bu korku filmlerini bi türlü sevemiyorum. nedendir dedim. bu kadar önyargılı olmayalım atomu bile parçaladık dedim. başladım korku filmlerinin tarihini araştırmaya .efenim bu sektör 1900-1930 dönemi arasında hayatımıza giriyor. ve ilk korku filmleri sessiz.

korku filmi kategorisinde ilk dedemiz "le manoir du diable". türkçesi, "şeytanın şatosu". georges melies efendinin yönetmenliğini yaptığı film 1896'da gösterime giriyor. bu efendi, kendi korku filminde mephistopheles'i canlandırıyor. mephistopheles bir vampir ve aynı zamanda bir şeytan.


daha sonra 1900-1930 döneminde "dracula" , "hound of baskervilles" , "dr.jeckyll and mr hyde". "nosferatu" gibi sessiz korku filmleri karşımıza çıkıyor.

1930'lardan sonra "klasik kreasyonlar" kategorisinde vampirler,mumyalar,kurtadamlar ve canavarlarla sesli filmler çekilmeye başlıyor. "FRENKENSTEİN" bu dönemden günümüze kadar bir çok korku filminin ilham kaynağıdır mesela. hala biyolojik deneyler sonucu canavarlaşan insanların işlendiği korku filmleri mevcut. (bkz: "rec" ) ..Ve draculalar yerlerini çocuklarına bırakıyorlar. nedir efendim bu şudur; draculanın kızı: "dracula's daughter", frenkenstein'in oğlu: "son of frenkenstein" gibi babadan oğula geçen canavarlık örnekleriyle karşılaşıyoruz ki müthiş bir kapitalizm idolü olarak yine günümüz ekonomi-politiğine kadar işlevselliğini sanlı tutuyor bu sistem.

 

1940-1950'lerden itibaren yine devam filmleri tadında ilerliyor sektör. onun oğlu bunun kızıyla derken, devasa bir ırk doğuyor. artık mizah da korku filmlerinin içine karışıyor. bu on yılın ilk devam filmi, MUMYA nın devamı olarak çekilen  "the mummy's hand" oluyor.


1950-60 arasında artık bilim kurgu korku filmleri çağı başlıyor. The thing (from the another world) , ilk bilim kurgu-korku filmi. antarktik araştırma merkezinde vücudu tamamen buzlarla kaplı bir uzaylının bulunması ve buzların çözülmesiyle korkulu anların başlaması filmin konusu. (hemen bu filmi bulup izliyorum) uzaylılarla başlayıp uzaylılarla devam ediyor 50-60 yıllarının korku filmleri. THE THİNG'den sonra da "THE WAR OF THE WORLDS" korkutuyor insanı. işte ben bu yıllarda takılıp kaldım. korku filminin konusu bu olmalı bence , çok zevkli :) bilmediğin bir uzay hakkında atıp tutuyorsun :)

60'lardan itibaren sapık ve zombi filmlerimiz başlıyor. PSYCHO,tüm zamanların en iyi korku filmi olarak görülüyor. 60 yılında ABD de gösterime giren film, Alfred Hitchcock tarafından yönetilmiştir.





...ve başlıyoruz efsanevi zombilere.."night of the living dead"'le başlayan  "RETURN OF THE LİVİNG  DEAD" serisi... korku filmi serilerinin en babasıdır bence. korkutması açısından değil. başka bir büyüsü var bu sinirli zombilerin. Matrix'in bile üçüncüsünü izlerken, keşke birinci filmde kalsaydı, efsane olurdu demiştim. bu karayip korsanları veya yüzüklerin efendisi için de geçerliydi. birbirinin devamı üçlemeler bence ilk filmin orjinalliğini bozuyor. "return of the living dead" serisi karakterler bakımından birbirinin devamı değil. karakterler değişiyor ama konu aynı. ve bu insanı sıkmıyor. serinin değerini azaltmıyor, aksine daha zevkli hale getiriyor bence. hani bu, bir pilavı farklı çeşnilerle yemek ve hepsinden de zevk almak gibi birşey...







70'lerden 90'lara kadarki dönem için slasher ların doğuşu denebilir. seri katiller, "kasap"lar 70lerde boy göstermeye başlıyor. dünya düzeni çerçevesinde tam yerine oturamamış toplum düzeni, yaşama amacı unutturulmuş, toplumdan dışlanmış insanlar ve aynı anda tam tersi olarak müthiş bir düzenlilik söylemi...aynı zaman içinde aynı toplumlarda farklı uçların bir arada yaşamaya çalışma çabası ve ortaya çıkan sınıflar.. seri katillerin, aklında bir sürü soruyla dolaşan dışlanmış hayatların öc alma çabası, tam da böyle bir dünya düzeninde filmlere yansıyor.. The Exorcis, Countess Dracula/Kontes Drakula, The Texas Chainsaw Massacre gibi filmler 70'lerin efsane filmleri. ve 80'lerden sonra artık bir çoğumuzun bildiği modern korku sineması tarihi başlıyor. Friday the 13th, A Nightmare on Elm Street, Ghostbusters 1-2, The Shining....






artık 90'lar sonrası için neler dönüp bittiğini hepimiz biliyoruz. beyaz elbise giymiş küçük japon kız çocuğunun korku öğesi olarak kullanıldığı saçma bir dönem. 90'lar sonrası korku filmlerinde dikkati çeken en nitelikli nokta, evrensel bir sorun olan ekolojiydi. genetik üzerine deneyler, çernobil, ilerleyen teknolojinin yan etkilerine bağlı olarak bozulan insan vücutları... Tepenin Gözleri serisi, 90 sonrasının toplumsal mesaj içeren güzel filmlerindendi diyebiliriz. tabi ilk filmde korku öğesi olarak kullanılan (pazarda dağıtıyolar bu kızları) uzun saçlı "küçük kız" öğesini saymazsak. bir de 90'lar sonrası, el kamerasıyla her anı görüntüleyen çılgın gençlerin başına gelenlerle doldu taştı ki, bu da korku sineması sektöründe farklı bir kurgu tarzı olduğundan, başarılıydı. Blair Witch, korkulan öğeyi göstermemesi, bize efsanevi cadı hakkında görsel bir bilgi vermemesi açısından çok iyiydi. eminim filmde uzun saçları yüzünü kapatmış derisi çürümüş bir cadı görseydim, anında filmi kapatırdım zamanıma yazık olmasın diye.. filmde anladılan korku öğesi bir "lanet"ti ve lanetin görseli olmayacağına göre, filmi "hiç bir şey göremeden film bitiyor" diye eleştirenlerin oturup iki kere düşünmeleri gerektiği kanısındayım.

sokaktan

Siya Siyabend'i ilk defa 2005'de Barışa Rock festivalinde izledim. Sahnenin önü ilk başta tenhaydı. O zamanlar kimse Siya Siyabend ismini duymuş değil. Değişik bir tını duydum ve sahnenin en önüne gidip gözlerimi gruba diktim,ayakta direk gibi kalakaldım. On dakika içinde sahnenin önü neredeyse tümüyle dolmuştu. Bizon Murat'ın şarkı söylerken kendinden geçişini, beynimdeki kan jöle gibi katılaşana kadar izledim. Daha sonra Fatih Akın'ın "Crossing The Bridge-Sound of İstanbul"  adlı belgeselinde samimi röportajlarını izledim. Müziklerini anlamanız için, mezvubahis belgeseli izlemenizi tavsiye ederim. O gün bu gündür Siya Siyabend benim için çok özel bir anlam ifade etmektedir... Grubun demolarını oradan buradan bulduğum kadarıyla burada paylaşıyorum: http://rapidshare.com/files/284393778/siya_siyabend.rar.html



"Repertuarlarının geniş bir bölümünü doğaçlama müzik,semahlar,deyişler,farklı tekniklerle ve Pir Sultan Abdal,Hayyam,Aşık Veysel,Neşet Ertaş,J. Coltrain,R&Blues,R.Shankar,Tanburi Cemil Bey,Ali Ufku Bey gibi ünlü isimlerin dizeleri oluşturmaktadır.Bu parçaları kendilerine özgün tarzlarıyla yorumlayıp dinleyicilerinin beğenisine sunmaktadırlar. Albüm çıkarmamışlardır,pek çok demoları vardır. Doğaçlama öykü anlatan muratın vokali doğaçlama çalınan müzikle SSB sezgisel düşgörücü bir öykübilimcilik eylemidir.belli bir türe bağlı kalmayarak ekin vermeye devam etmektedir." ( grubun şahsi web sayfasından alıntıdır.)

devrim arabaları

"Zaten adı Devrim olan bir arabanın, Türkiye sokaklarında gezmesine izin vermezlerdi..."


memleketin iliklerine kadar hissettiği 60 ihtilali.. 23 idealist Türk mühendisinin mükemmel inancı... yaşanmışlığın bıraktığı etki... Tolga Örnek, memleketimin küçük bir özetini vermiş sanki : kısıtlı imkan,kısıtlı süre, bürokrasi, iktisat,emperyalizm, nihayet başarı; ama önü açılmayan bir başarı. "Türkiye'de hiç bir başarı cezasız kalmaz" repliğiyle "değil mi ya" dedirtiyor izleyene.. "Türk'lerin araba üretmesi pembe bir rüyadır" demiş mevzubahis dönemin gazetecileri. Esas rüyanın araba üretmek değil, bu memlekette "idealist olmak" olduğunu anlıyoruz filmi izlerken. hem üzülüyoruz, hem küfrediyoruz, hem de göğsümüz kabarıyor. çok heyecanlanıyoruz. acaba arabalar yetişecek mi? acaba Cemal Aga'nın huzurunda araba kusursuz çalışacak mı? ha başardılar ha başaracaklar derken hissediyoruz ki, aslında bugün de hala inanmıyoruz Türk malının başarılı olabileceğine. Kendimize güvenmiyoruz. Bugün hala "Türk malı"nı  övmeye çalışırken korkuyoruz.

Filmi önceden izlemiştim. Annemler İstanbul'a gelmişken onlara da izleteyim dedim, beraber izledik filmi.Bugün de mutfaktaki fırını yenilemek için dışarıya çıktık. Filmin de etkisinde kalarak Türk malı fırın almaya karar verdik. Eve getirdiler, kurduk. geçtik karşısına, koyduk çay suyunu ocağa, altını yaktık. Yakmaz olaydık. ocaklardan biri yanmıyor. çevirince çakmağının sesi geliyor, bekliyorsun ki yanacak. yanmıyor...Daha bismillah demeden bozuldu... Şimdi  ne demek lazım? 





(biterken "Zülfü Livaneli-Nazım Türküsü" çalıyordu.... http://rapidshare.com/files/87638699...uesue.rar.html (http://rapidshare.com/files/87638699/_1978__Zuelfue_Livaneli_-_Nazim_Tuerkuesue.rar.html)



tatil kitabı


bir erkeğin dört evresi. çocukluk, gençlik, orta yaş, yaşlılık. filmde her evre farklı bir karakterde işlenmiş. başarılı yönetmen SEYFİ TEOMAN, hepsi birbirinden farklı dört karakteri, taşrada yaşayan bir ailenin içinden anlatıyor bize.

film Silivri'de geçmektedir. küçük Ali, okulda dağıtılan "tatil kitabı"nı kendinden yaşça büyük bir çocuğa kaptırır. tatil boyunca katı kurallı babasının ona aldığı, bir karton sakızı satmak zorundadır. fakat Ali çekingendir ve sakızları sadece annesine satabilir. Ali'nin abisi(tıpkı Ali gibi babasına boyun eğer),babasının seçimi olan askeri okulda okumaktadır fakat asıl istediği, işletme okumaktır. amcasının desteğiyle babasına karşı gelir ve askeri okulu bırakmaya karar verir. amcası da gençliğinde aynı Ali'nin abisi gibi hırslı davranmıştır fakat başarısız bir evlilik ve başarısız iş deneyimlerinden sonra dönüp dolaşıp tekrar Silivri'ye yerleşmiştir. filmin sonlarına doğru baba karakteri ölür. Ali'nin abisine destek olan amca karakteri artık desteğini keser ve ona askeri okulda okumanın en iyi seçenek olduğunu söylemeye başlar. tıpkı ölen abisi gibi. kısacası, bu karakterler tek bir adamın farklı evreleridir. evin diktatör babasını ne kadar eleştirseler de, gittikçe ona benzeyeceklerdir.